İzlenimcilik

Gündoğumu- Claude Monet-İzlenimcilik
İzlenimcilik, XIX. Yüzyılda sanatta yenilik arayan Paris ’li sanatçıların, Gerçekçilik akımının gelenekselci yapısına olan tepkileri ve Edouard Manet ‘nin tabuları yıkan tarzda yaptığı resimlerden aldıkları ilham ve geliştirdikleri fikirle sanat dünyasına kazandırdıkları bir akımdır.
Her yeni devrimci akım gibi İzlenimcilik te zamanına göre oldukça cüretkâr, öncü, pervasız bulunmuş, teki almıştır.
İzlenimci ressam, atölyeden çıkmış, açık havada çalışmaya başlamıştır. Güneş ışığının gün doğumu, gün batımı gibi günün farklı saatlerinde nesneler üzerindeki etkisini izliyor, ortaya çıkan değişken renk tonlarını yakalamaya ve tuale aktarmaya çalışıyorlardı. Araştırıcıydılar, resme başladıkları mekâna takip eden günlerde aynı saatte geliyor, ışığı bıraktıkları noktadan alıp dakikalar içinde değişen özgün tonları yakalıyor, etkileniyor, heyecanla yakaladıkları renk tonunu kaçırmamaya çalışıyorlardı.
Güneşin ilerleyen dakikalarla gökyüzünde mesafe alışıyla gökte, manzarada, ufukta, doğadaki nesnelerin üzerinde renklerin değişmesine sebep oluyordu, bu tonları yakalayabilmek için zamana karşı yarışmak zorundaydılar, teknik olarak hızlı ve küçük fırça darbeleri kullandılar, gördüklerini daha doğrusu gördükleri ve hissettiklerini zihinlerinde birleştirerek edindikleri izlenimi renk lekeleriyle tual üzerine aktardılar.
Ortaya çıkan resimler gelenekselcileri şaşırttı, karşı gelmeye kalktılar ama sanatın olmazsa olmaz şartlarının başında devrim-devinim gelmez mi, zamanla herkes alıştı, beğendi, etkilendi.
İzlenimcilerden bazıları: Monet, Manet, Degas, Sisley, Renoir, Cassatt, Pissarro, Morisot.
İzlenimcilik özellikleri:
- Konularını orta sınıfın, şehir ve banliyöde, özellikle de iş dışı zamanlardaki sosyal yaşamlarından seçerlerdi.
- Akşam ve alacakaranlık renkleri, renk tonları, ışık ve gölgenin etkilerini yakalama çabasındaydılar.
- Kompozisyon, bir sahnenin anlık veya geçici, değişken izlenimine odaklanır.
- Ressamlar ışık ve açı gibi unsurlar üzerinde araştırma, deney yaptılar, uyguladılar.
- Ressamlar doğaya çıktılar, doğal ışığı ve etkilerini gözlemlediler.
- Şekillerin ve nesnelerin konturu, sınır, çerçeve çizgisi yapmak yerine renklerin ton kontrastları ile bu etkiyi verdiler.
- Resimlerinde bazı görüntüleri kırpmaktan çekinmediler, bazı figürleri tam çizmediler, fotoğraf kadrajı gibi sadece kareye girenleri yarım da olsalar öyle çizdiler.
- Dış mekânda yapılan resimlerde, yüzeylere yansıyan gölgeleri cesurca gökyüzünün mavisi ile boyadılar bu da daha önceki dönemlerde resimde yakalanamayan bir tazelik ve ferahlık hissi kazandırdı.
- İzlenimciler, özne ve arka plan arasındaki sınırı gevşettiler. İzlenimci bir resme bakarken aldığınız etki ressamın sanki tesadüfen yakalayıp resmettiği daha büyük bir gerçekliğin parçasına benzer.
- İzlenimci ânı yakalama hedefinde olduğu için görüntüdeki detaylara odaklanmak yerine kalın fırça-boya darbeleriyle (impasto) manzaranın, figürün özünü yakalamaya çalışır.
- İmpasto tekniğinde ressam tuval üzerine kullandığı boyayı yığar (impasto=hamur) fırça ve bıçakla bu hamurdan aldığı kalın boya tabakalarını hızlı, seri, kalın darbeleri uygulayarak resmini şekillendirir. İmpasto kuruduğunda yüzeyde doku sağlar, yüzeyde üç boyut oluşur.
- Boya karışımı normalde masa veya palet üzerinde yapılırken izlenimciler boyaların karışımını da tuval üstünde yapıyorlardı.
- Renkler mümkün olduğunca az karıştırma ile yan yana sürülünce canlı yüzey oluşur. Renklerin karışımı izleyicinin gözünde optik yanılsamalar oluşturur, karışımlar alışılagelmiş renklerden farklı renk ve tonlar doğurur.
- Griler ve koyu tonlar, tamamlayıcı renklerin karıştırılmasıyla üretilir. Kurallara sadık İzlenimcilikte siyah boya kullanımından kaçınılır.
- İzlenimciler kendilerinden önceki sanatçıların efekt yaratmak için dikkatlice inşa ettikleri ince boya katmanlarının oluşturduğu şeffaflığı kullanmazlar. İzlenimci bir resmin yüzeyi tipik olarak opaktır.
- Işığın etkisiyle renklerin nesneden nesneye yansımasına çok dikkat edilir.



